ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

30-06-2022

512 görüntülenme

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

 

ARSLAN ATEŞ

 

ETE KEMİĞE HAPSOLMAKETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Buyrun Leyla ile Mecnun ile yüzleşin…

Fotoğraflar “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa” dedirten cinsten..

Zihin dünyamızdaki Leyla imajını altüst eden, Mecnun’un son kertede gerçek aşkı bulmasının önünü açan fotoğraf bu olsa gerek :)))

Şakayı sürdürmek bile istemiyorum

Hakikat şudur ki; ölümlüyüz…

Ve hiç birimiz ne anne babamıza ne cinsiyetimize ne coğrafyamıza ne de fiziğimize karar verdik…

Bunların tümü Külli İrade (cc) tarafından var edildi.. Dolayısıyla insiyatif alanımızın, sorumluluk alanımızın, imtihan alanımızın dışında tutuldu.

‘Karar verebildiğimiz şeylerin imtihanını oluyoruz’ diğer bir deyişle.

Hal böyleyken; sinema, televizyon, sosyal medyada “nasıl ve kim gibi görünmek istersiniz” paranoyası hızla yayılıyor. Salt bu sebepten hayata küsen, intihar eden, yaratılışını beğenmeyen, fiziğinden nefret eden ya da imkanlarını, servetlerini bu furyaya/paranoyaya harcayan binlerce milyonlarca sağlıklı ama hasta tipler t/üretildi.

Bunu kazanca dönüştürmede gecikmedi ‘insan insanın kurdudur’ düşüncesinde olan kapitalist tüccar teorisyenler..

Sonra sektör çalışmaya başladı.

Plastik cerrahi gelişti..

Programlar, yazılımlar sektördeki en esaslı yerini aldı…

İnsan en hassas yerinden vuruldu…

Kendini beğendirmek,

İyi bir fotoğraf,

İyi bir görüntü vermek içindi her şey…

Halbuki yıllar geçtikçe eskiyen, pörsüyen, sarkan, deforme olan, yıpranan insan bedeni, ait olduğu yere doğru yolculuğuna devam ederken, içinde ölümün olmadığı ebedi yurdu kaybetmenin riskini de beraberinde götürüyordu.

Dayatılan sanal hayatın, olmayan gerçekliğin, sahte yüzlerin önümüze koyduğu seçeneklerin ve güzellik kavramına getirilen standartların sürekli servis edilmesi; insandaki aşkın yönü, maneviyatı, ruh güzelliğini ikinci plana itti ve onu ete kemiğe hapsetti.

Magazin foreverlerin, evlilik programlarının, yerli/yersiz sitcomların, pembe/siyah dizilerin prototipler oluşturması ve ‘en ideal tip’ dayatması insanı ‘kul olma zemininde tutma’ gayretlerini boşa çıkarttı.

Görsel idrakin tutsağı olmuş biçarelerin profil fotosuna ‘çerçevesi başka biz aciz tarafından belirlenmiş güzel olanı’ koyabilmek için sarfettiği eforun ve dertlenmenin, geleceğini kurtarma adına yürütmesi gereken çabanın da önüne geçince işte asıl trajedi ondan sonra başlıyor..

Burun kaldırmanın, göz altı torbalarını yok etmenin, cildi gerdirmenin, saçı boyatmanın, botoksun, detoksun, manikürün, pedikürün, estetiğin, rekonstrüktif cerrahinin iki bin lira gibi komik bir maliyeti var belki ama ‘sizi sizden uzaklaştırmak’ gibi ağır bir maliyetinin olduğunu da hesaplamak gerekir.

Halbuki insan ‘ahseni takvim’ idi..

‘Yaratılmışların en şereflisi’ kılınmıştı..

Ona ‘Allah’ın yeryüzünde Halifesi’ olmak gibi üstün bir paye verilmişti..

Unutmayalım;

“Allah sizin cisimlerinize ve suretlerinize bakmaz. Ancak kalplerinize ve amellerinize bakar” Hadisi Şerif’lerinde Efendimiz (sas) ‘geçici olanı’ değil ‘ebedi olanı’ elde etmek için çalışmak gerektiğini buyurmuşlardır..

Buyrun Leyla ile Mecnun ile yüzleşin…

Fotoğraflar “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa” dedirten cinsten..

Zihin dünyamızdaki Leyla imajını altüst eden, Mecnun’un son kertede gerçek aşkı bulmasının önünü açan fotoğraf bu olsa gerek :)))

Şakayı sürdürmek bile istemiyorum

Hakikat şudur ki; ölümlüyüz…

Ve hiç birimiz ne anne babamıza ne cinsiyetimize ne coğrafyamıza ne de fiziğimize karar verdik…

Bunların tümü Külli İrade (cc) tarafından var edildi.. Dolayısıyla insiyatif alanımızın, sorumluluk alanımızın, imtihan alanımızın dışında tutuldu.

‘Karar verebildiğimiz şeylerin imtihanını oluyoruz’ diğer bir deyişle.

Hal böyleyken; sinema, televizyon, sosyal medyada “nasıl ve kim gibi görünmek istersiniz” paranoyası hızla yayılıyor. Salt bu sebepten hayata küsen, intihar eden, yaratılışını beğenmeyen, fiziğinden nefret eden ya da imkanlarını, servetlerini bu furyaya/paranoyaya harcayan binlerce milyonlarca sağlıklı ama hasta tipler t/üretildi.

Bunu kazanca dönüştürmede gecikmedi ‘insan insanın kurdudur’ düşüncesinde olan kapitalist tüccar teorisyenler..

Sonra sektör çalışmaya başladı.

Plastik cerrahi gelişti..

Programlar, yazılımlar sektördeki en esaslı yerini aldı…

İnsan en hassas yerinden vuruldu…

Kendini beğendirmek,

İyi bir fotoğraf,

İyi bir görüntü vermek içindi her şey…

Halbuki yıllar geçtikçe eskiyen, pörsüyen, sarkan, deforme olan, yıpranan insan bedeni, ait olduğu yere doğru yolculuğuna devam ederken, içinde ölümün olmadığı ebedi yurdu kaybetmenin riskini de beraberinde götürüyordu.

Dayatılan sanal hayatın, olmayan gerçekliğin, sahte yüzlerin önümüze koyduğu seçeneklerin ve güzellik kavramına getirilen standartların sürekli servis edilmesi; insandaki aşkın yönü, maneviyatı, ruh güzelliğini ikinci plana itti ve onu ete kemiğe hapsetti.

Magazin foreverlerin, evlilik programlarının, yerli/yersiz sitcomların, pembe/siyah dizilerin prototipler oluşturması ve ‘en ideal tip’ dayatması insanı ‘kul olma zemininde tutma’ gayretlerini boşa çıkarttı.

Görsel idrakin tutsağı olmuş biçarelerin profil fotosuna ‘çerçevesi başka biz aciz tarafından belirlenmiş güzel olanı’ koyabilmek için sarfettiği eforun ve dertlenmenin, geleceğini kurtarma adına yürütmesi gereken çabanın da önüne geçince işte asıl trajedi ondan sonra başlıyor..

Burun kaldırmanın, göz altı torbalarını yok etmenin, cildi gerdirmenin, saçı boyatmanın, botoksun, detoksun, manikürün, pedikürün, estetiğin, rekonstrüktif cerrahinin iki bin lira gibi komik bir maliyeti var belki ama ‘sizi sizden uzaklaştırmak’ gibi ağır bir maliyetinin olduğunu da hesaplamak gerekir.

Halbuki insan ‘ahseni takvim’ idi..

‘Yaratılmışların en şereflisi’ kılınmıştı..

Ona ‘Allah’ın yeryüzünde Halifesi’ olmak gibi üstün bir paye verilmişti..

Unutmayalım;

“Allah sizin cisimlerinize ve suretlerinize bakmaz. Ancak kalplerinize ve amellerinize bakar” Hadisi Şerif’lerinde Efendimiz (sas) ‘geçici olanı’ değil ‘ebedi olanı’ elde etmek için çalışmak gerektiğini buyurmuşlardır..

 

YAZARLAR

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Dr. Muhammad SAFAR د. محمد صفر

(3) خواطر رمضانية قرآنية Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Şahmettin BALAHORLU

BAZI KAVRAMLAR ÜZERİNE BİR KAÇ CÜMLE Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Dr. Metanet OĞUZ

İNSAN, ÖZ DEĞERLERİNİ NASIL BELİRLEMELİ? Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

حسين الموسى

وجاء رمضان Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Beytullah DEMİRCİOĞLU

Haydut Devlet İfadesi Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

İdris ŞEKERCİ

28 ŞUBAT'IN SAHTE MAĞDURLARINI DA SAHTE KAHRAMANLARINI DA TANIYORUZ Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

شهم الدين التركي

اليوم العالم الاسلامي يقف علي حافة الهاوية Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Ali İmran BOSTANCIOĞLU

Beşeri Sermayeden Etkin İstifadeye Dair Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Prof.Dr.Abdullah KAHRAMAN

Covid-19 Aşısı Üzerinden Medeniyet ve Uygarlık Farkı Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Bayram KARA

AMERİKA YAZILARI-3 MASKE-DİN-BİLİM Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Mustafa KASADAR

Ar damarı çatlayanların alçaldıkça alçalmaları Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Tuğba GÜNEY

KAYGI VE TEVEKKÜL Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Av. Mustafa KARAKAŞ

Anayasa Değişikliği, Yargı Tarafsızlığı Devamı...

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK

Arslan ATEŞ

ETE KEMİĞE HAPSOLMAK Devamı...

FOTO GALERİ

Time Alem © 2015 Yasal uyarı : Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır.